kayıt

Brace for popup!

beat kuşağı-yeraltı edebiyatı

  1. 1
    Beat Kuşağı New York’ta bir araya gelen ve daha sonra batı yakası kardeşliğine katılan bir grup Amerikan şairleri ve yazarlarından oluşmuştur. Bu hareket 1950 ve 60’lı yıllarda belirgin hale gelmiştir. Beat Kuşağı doğaçlama, tutkulu diyalog, açık cinsellik ve uyuşturucu deneyimleriyle ilgilenmiştir. çalışmaları bunlara yansımış ve sonrasında yerleşik edebi dergilere sızmaya başlamıştır. Beat Kuşağının post modern edebiyata etkisi yadsınamaz. 1950'li yıllarda konformist bir hayatı yücelten ABD toplumunun değerlerine karşı olan bu yazarların en önemlilerinden biri olarak kabul edilen Jack Kerouac aynı zamanda "Beat Kuşağı" terimini de öneren ilk isimdir.

    bunun yanında

    Yeraltı edebiyatı, dili zincirlerinden kurtarmak için 19. yüzyılın ortaları ile 20. yüzyılın başlarında oluşmaya başlayan ben özgürüm diye bağıran edebiyat. Sert, aykırı, eleştirel, çoğunlukla gerçekle hayalin ince çizgisinde varolmaya çalışan yeraltı edebiyatı; alkolizmin, cinselliğin, sıradışılığın, küfrün dışa vurumudur. Kökleri yeteri kadar eşelendiğinde Marquis de Sade'e (1740-1814) kadar varılabilir. Sade, yazdıkları ile 'başkalarına acı çektirmekten hoşlanma' olarak adlandırılan 'Sadizm'in fikir babası olmuştur. Erotizm ve şiddetle ilgili kitapları yaşadığı dönemde epey yadırganmış hapse atılmıştır. Ancak yazdıkları başka yazarlara ilham kaynağı olmuştur. Birçok edebiyat kalıbını hiçe sayan yeraltı edebiyatı, Charles Bukowski'yi (1920-1994) tanımamıza neden olmuştur. 'Factotum', 'Kasabanın En Güzel Kadını' (The Most Beautiful Woman in Town), 'Pulp', 'Postane'(Post Office) eserlerinden sadece birkaçı. özellikle de 'Factotum' yazarı daha iyi tanımamıza yardımcı olmakta. Bukowski, hayatının bir dönemini Henry Chinaski olarak ortaya sermekte çünkü. Yazar kitabında; çeşitli serseriliklerini, sürekli iş değiştirmesini ve kadınlarla olan ilişkilerini anlatırken kendisinin de bir yeraltı kahramanı olabileceğinin sinyallerini vermektedir. Son yıllarda daha hızlı gelişme kaydeden edebiyat, Chuck Palahniuk'un 'Dövüş Kulübü' (Fight Club) adlı eserinden 1999 yılında sinemaya taşmıştır ve hayran kitlesini arttırmıştır.

    #1889 alucard | 3 yıl önce
     
  2. 2
    fight club'dan sonra sanıyorum betty blue ve beyaz zenciler'le olay budur demiş ve dedirtmiştir.
    ayrıca bahsi geçen chuck palahniuk'un diğer bir romanı ölüm pornosu'nu türkçe'ye çeviren funda uslu hakkında, "isminde müstehcenlik bulunan bir eseri çevirdiği" gerekçesiyle hapis isteminde bulunulmuştur. reklamın iyisi kötüsü olur mu olmaz mı diye düşündüren durumdur. (bkz: canım ülkem)
    #1903 figment | 3 yıl önce
     
  3. 3
    sinemaya taşınan eserlerden biride jack kerouac ın yolda romanıdır. on the road filmi izlenmeli kesinlikle
    #1909 alucard | 3 yıl önce
     
  4. 4
    türkiye'deki destekcilerine zerre saygı duymadığım akım.

    zira irvine welsh'in ismini bile duymamış,baby boomers kuşağına özenen Y kuşağından daha beter olan bir güruhtur.Saçma salak seks,alkol ya da uyuşturucu övgüsü yapıp orada burada sürtmeyi "yolda" olma ruhuyla özleştirirler.tabi istisnalar mevcuttur.
    #4199 liberal demokrat | 3 yıl önce