kayıt

ankaradan deniz kıyısı bir şehre gitmek

  1. 1
    2016 kasımından beri yaşadığım içler acısı durumdur. ankaryaı bırakıp başka denizi olan bir şehre taşınmanın dramını yaşıyorum (bkz: yazar burada sincanlı oturuşu yapıyor) (bkz: çünkü angaralılık) ankaramın grisine kurban diye bağırtma isteği yaratıyor. mesela yaşadığım yerde deniz var bok kokuyor ben ne anladım bundan?? onun yanı sıra avuç kadar seğmenlerde bulduğunuz eğlence bütün bir sahil şeridinde yok -büyük harflerle yazılmıştır-. yaa şehirde devlet tiyatrosu yok arkadaşlar. insanlar kalkmış bana belediye tiyatrosu oyuncularını övüyor. tamam iyidir kardeşim haklısın sakin ol ama kusura bakma Ankara diyorum!!

    sizin bok var gibi -ki gerçekten bok var kokuyor- övdüğünüz deniz olan şehirde başka bok yok. ya istanbulu övüyor denize gitmesi belediye otobüsüyle 2 saat. yavrucum biz de ankaradan 2 saatte amasraya gidiyoruz. mis gibi deniz yani ve boş beleş insan kalabalığı da yok.

    son olarak da bir bitmediniz gitti ağzınıza kürekle vursak hala deniz yok dersiniz. başka yerecek bir şey bulamayıp ama deniz yok, ama gri. ama grinin patentini almış bir şehir olan londoraya gitse ağzını açıp bir bok demez. sürü psikolojisini ve yaşamayı bilmediğiniz için şehirlere bok atmayı bırakınız.

    erken edit: ankarada olup başka hiçbir yerde olmayan (bkz: anıtkabir) bize yeter.

    not: şimdi size videolu, görselli anlatımlı linkler vs atardım lakin böyle bir konuda uğraşmaya bile tenezzül etmiyorum
    #84522 begi | 2 yıl önce
     
  2. 2
    2016 Kasım ayından beri yaşadığım İstanbul'da her gün Ankara'yı arıyorum. Metrobus/otobüs sıra gözetmeksizin birbirini ezmeye çalışan insan tipi, kalabalık trafiği, rant ekonomisinin biricik ögesi haline gelmiş deniz/sahil kenarları,küçücük parkları, masmavi gökleri süsleyen vinçleri, korna sesleri, inşaat gürültüleri,hızlı hızlı yürüyen insanların bir yerlere yetişme telaşı zaten size burada deniz olduğunu unutturuyor. Haftasonları vakit bulup bir yerlere kendinizi atsanız da, gidilecek güzel bir yer bulsanız da tüm İstanbul'un oraya dökülmüş olduğunu görmeniz nefret etmeniz için yeterli.

    Ama bir de Kastamonu'nun Çatalzeytin ilçesi var ki cennetten bir köşedir adeta. Arkanızda geniş çam ormanları, önünüzde hırçın Karadeniz, olabildiğince uzak ufuk çizgisi (İstanbul'da en uzak ufuk çizgisi görebildiğiniz en uzak vinçle doğru orantılıdır), tertemiz oksijen... İste burası gidilesi gidilmesi gereken yer burası...
    #84524 chroniceffect | 2 yıl önce